Mehmet Güner
Mehmet Güner

Doğru adım, yanlış teşhis

Doğru adım, yanlış teşhis İki hafta önceki yazımda okullarımızdaki uyuşturucu belasına değinmiş, devleti ve sivil toplum kuruluşlarını duyarlı olmaya davet etmiştim. Benim çağrımla mı yapıldı emin değ

3 Kasım 2013 Saat: 18:48
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 3.385 kez okunmuştur

Doğru adım, yanlış teşhis
İki hafta önceki yazımda okullarımızdaki uyuşturucu belasına değinmiş, devleti ve sivil toplum kuruluşlarını duyarlı olmaya davet etmiştim. Benim çağrımla mı yapıldı emin değilim; ama Bingöl merkezde geçen hafta içinde okullardaki şiddetin önlenmesi ve öğrencilerin kötü alışkanlıklardan korunmasına yönelik İl Yürütme Kurulu bünyesinde beni sevindiren bir toplantı yapıldı. Toplantıya, konuyla ilgili oldukları varsayılan, Valilik, Emniyet, Milli Eğitim, Sağlık Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Sivil Toplum Kuruluşları katıldı. Toplantıya katılan kurumlar doğal olarak okullardaki sorunlara, öğrenciler arasındaki şiddete, öğrencilerin kötü alışkanlıklardan korunmasına kendi pencerelerinden baktılar ve ona göre de çözüm önerileri sundular.

Valilik ve Emniyet olayın güvenlik boyutunu ön plana çıkardılar. Oysa sorun kesinlikle sadece bir güvenlik ve asayiş sorunu değil. Onlara göre, okullardaki tehlikeli öğrencileri tespit etmek ve onları kontrol altında tutmak sorunu çözüyor.

Milli Eğitim, sorunun ana kaynaklarından birinin başıboş sokak çocukları olduğunu savundu. Bu görüş kesinlikle kabul edilemez. Tamamen bir fecaattir. Şöyle ki, bir kentin Milli Eğitimi o kentte okul çağında olup da sokakta dolaşan başıboş çocuktan söz ediyorsa burada büyük bir sorun var demektir. Başında Milli yazan eğitim kurumu öncelikle, okulda olması gereken sokak çocuklarının sorumluları arasında kendisinin de olduğunu bilmek durumunda. Kurumun başındaki isim, sorunun çözümü için mahallelerdeki sosyal aktivite alanlarının azlığından şikâyet ediyor ve bunların artırılması gerektiğini belirtiyor. Böylece çocuklar okul çevresinden uzak olacak galiba. Oysa olması gereken, mahalle yerine okulların güzelleştirilmesi, eğitimcilerin güzelleştirilmesi ve okulların birer şiddet mekânı değil hoşgörü mekânı haline getirilmesidir. Okullar, çocukların her an kaçmak için fırsat kolladıkları mekânlar değil; gece gündüz gelip hayat buldukları, kendilerini iyi hissettikleri yerler olmalı. Biliyorum imkânlarımız kısıtlı bunları nasıl yapalım diyeceksiniz; ancak bunu kimse artık mazeret olarak kabul etmiyor. Eğitim Müdürlüğünün konu hakkında yeniden kafa yormasını tavsiye ediyorum.

Konunun asıl muhataplarından biri olan İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ise sorunun gençlerdeki gençlik enerjisinin sosyal alanlara kaydırılması ve oralarda kullanılması gerektiğini savundu. Doğru bir tespit; ama kesinlikle eksik bir öneridir. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, kentteki en yoksul çocukların durumunu ve onların aile yapılarını en iyi bilen kurumlardan biridir. Bence bu kurum konun asıl can damarını o toplantıda dile getirebilirdi. Ama yapmadı.

Katılımcılardan bir diğeri de sendikalarımızdan biriydi. Bu toplantıyı içerik bakımından biraz da olsa değerli kılan bu sendikanın çalışmasıydı. Çünkü elinde bilimsel bir çalışma bulunuyordu. Onun bu çalışması işi ciddiye aldığının kanıtıydı. Milli Eğitim Müdürlüğünün şiddeti körükleyenler okul dışından gelen başıboş çocuklardır tezinin aksine sendikanın araştırmasına göre okullardaki şiddetin yüzde 64ü öğrencilerin kendi arasında yaşanıyor. Sadece yüzde 15i dış kaynaklıdır. Her iki iddia sahibi de ciddi kurumlar. Ancak burada tabiki bilimsel olana itibar edilir.  Sendikanın araştırması bir yönüyle son derece önem arz ediyor. Çünkü bu araştırma, eğitim kurumlarının içinde şiddetin varlığını apaçık bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak sendika araştırmasının arkasını getirmemekle büyük bir hata yapmış. Evet şiddet var. Hem de öğrencilerin kendi arasında. Peki, bunun asıl nedeni nedir? Okula gelen öğrenciler durup dururken mi psikopat kesiliyor. Ya da sadece okulun kapısından girdikleri zaman mı şiddete başvuruyorlar. Araştırma, sorunun asıl kaynağına inmediği için bir yönüyle eksik kalmış. Yoksa sorunun çözümünde önemli bir katkısı olabilirdi.

İşin çözüm noktasında önemli rol oynayabilecek Rehberlik ve Araştırma Merkezi de konuya kendince çözüm önerileri getirdi. Ancak o da sorunun asıl kaynağı hakkında pek kayda değer bir tespit ortaya koyamadı. Çözüm noktasında okullardan yararlanılması gerektiğini belirterek önemli bir noktaya işaret etti ancak, Sağlık Müdürlüğünden psikolojik müdahaleler için destek istemesi onun soruna hangi pencereden baktığını açıkça ortaya koydu.

Toplantıya katılan kurum ve kuruluşların tamamından ben şunu beklerdim. Çocukların eğitim noktasında en önemli kurum da kuruluş da onların aileleridir. Okullarda şiddetin ve kötü alışkanlığın önlenmesi isteniyorsa, sokakta başıboş çocukların korunması ve hayata dâhil edilmesi isteniyorsa sorunun asıl kaynağı olan aile kurumuna müracaat edilmesi gerekiyor. Aile kurumunun sosyal, ekonomik, eğitim, sağlık, adalet gibi sorunları ortada durduğu sürece o kurumdan çıkan her çocuk potansiyel bir psikopat olarak topluma dâhil olacaktır. Kısa bir örnek verirsek, hiçbir iş yapmadan sabahtan akşama kadar kahve köşelerinde oturan, akşamları da arkadaşlarıyla bir iki kadeh içki içen ve bu haliyle eve giden, evde eşine ve çocuklarına olmadık şiddeti uygulayan bir babanın çocuğunu, hangi güvenlik önlemleri, hangi sosyal aktivite, hangi eğitim kurumu koruyabilir.

Eksik de olsa sonuç olarak o toplantı sonucu ortak bir bildiride mutabık kalındı ve anlaşma imzalandı. Kentimiz ve ilçelerimiz adına bu toplantıyı son derece anlamlı buldum. Valilik, Emniyet, Eğitim Müdürlüğü ve Sivil Toplum kuruluşlarının konuya ilgi duymaları da önemli bir adımdır. Ancak beklentimiz, bu kurumların bundan sonraki toplantısında işin kaynağına inmesi, orada yatan nedenleri bulup, bu sorunları, konunun ilgilileriyle birlikte çözdükten sonra, okullarda ve öğrencilerde sorun aranmaya başlaması yönündedir mehmetguner_@hotmail.com





YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Genç Gazetesi, Genç Haber Sitesi, Bingöl Genç ilçesi Haber sitesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Devletin değişen yüzü rahatsızlık veriyor3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Devletin değişen yüzü rahatsızlık veriyor Devletin, Doğu ve Güneydoğudaki yüzünün değiştiği bir hakikat olarak önümüzde duruyor. Bu hakikatin neticesinde ortaya çıkan tablo karşısında iki çeşit tepki
Bingölün ilk milletvekili3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Bingölün ilk milletvekili TBMMnin kuruluşunun doksan birinci yılı kutlamalarıyla yirmi üçüncü dönem milletvekilliği seçimlerinin arefesi denk geldi. Bu vesileyle, TBMM ve Bingölün temsiliyeti noktasın
Deprem3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Deprem Bingölün bir türlü yenilenemeyen terminalinde otobüs bekliyordum. Tarih 30 Nisan 2003tü. İstanbula gidecektim ama elimde Ankara bileti vardı. İstanbula giden otobüslerde yer kalmamıştı. Aktarma
Genç belediyesine eleştiri ve öneriler3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Genç belediyesine eleştiri ve öneriler Ülkemizde bilindiği gibi illerin ve ilçelerin yönetimlerinde en yetkili makamlar Valilik ve Kaymakamlık. Protokolde belediyeler onlardan sonra gelirler. Oysa ill
Zaza Dili Sempozyumu ve Kurdi-Der3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Zaza Dili Sempozyumu ve Kurdi-Der Bu hafta dünyanın ilk ve tek Zazaca Sempozyumunda konuşulanlar hakkında yazacaktım. Fakat son anda kararımı değiştirdim. Belki duymayanlarımız vardır hatırlatmakta fa
Tüm Yazıları