Mehmet Güner
Mehmet Güner

Geleceğimiz zehirleniyor

Geleceğimiz zehirleniyor Gençte yaşayan bir çocuğun, şayet büyük bir kente yolu düşmemişse, hayatı boyunca gördüğü ve yaşadığı şeyler hep aynı olur. Ergenlik çağındaki bir çocuğun, Genç gibi bir yerde

3 Kasım 2013 Saat: 18:48
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 2.949 kez okunmuştur

Geleceğimiz zehirleniyor
Gençte yaşayan bir çocuğun, şayet büyük bir kente yolu düşmemişse, hayatı boyunca gördüğü ve yaşadığı şeyler hep aynı olur. Ergenlik çağındaki bir çocuğun, Genç gibi bir yerde evinden başka gidebileceği sadece üç yeri var. Bunlar, okul, internet kafe ve kahvehanelerdir. Kahvehanelerde yaş sınırlaması yok bildiğiniz gibi. Arka sokaklardaki oyun salonlarında yaşları on dörde kadar düşen çocuklara izin veriliyor. Bu saydığım yerler de bir süre sonra, hayatın baharındaki çocuklar için artık cazibesini yitiriyor. Çocuklar, normal kahvehanelerde oturmak istese de oturamaz. Çünkü kendileri gibi işsiz güçsüz olan babaları, ağabeyleri,  amcaları, dayıları onları sırayı vermiyor. O kahvehanelerin hepsinde o çocukların akrabaları sabahtan akşama kadar vakit öldürüyor. Onların da yapacak başka işi yok.

Sosyal aktivite yok. Spor faaliyetlerinde bulunulabilecek adam gibi bir mekân yok. Olanlar da paralı. Gençliğe yönelik faaliyet gösteren herhangi bir kurum ya da kuruluş yok. Gençlere yönelik etkinlik düzenleyebilecek aktif bir sivil inisiyatif yok. Okul binaları itici, zorunlu olmasa hiçbir çocuk onların kapısından içeri girmez. Bazılarının oyun oynanabilecek bir bahçesi bile yok. Tüm bu saydıklarımdan yoksun bir çocuğu düşünün. Hayatının en hareketli evrelerini yaşayan ve hareket isteyen ergen gençleri düşünün. Bu gençlerin böyle bir ilçede, hayatları boyunca kolay bir şekilde keşfedebilecekleri tek şey var. Çok fazla yorulmadan ulaşabilecekleri, farklı, heyecan verici bir şey; o da uyuşturucudur. İlçemizde uyuşturucu kullanım yaşının on birlere kadar düştüğünü geçen yazımda belirtmiştim.

Maalesef her geçen gün zehir tacirlerinin eline onlarca yeni çocuğumuz düşüyor. Bu gençler önce bali denen uçucu madde deniyorlar. Ardından esrar diye tabir edilen uyuşturucu maddeyi kullanıyorlar. Esrar, Türkiyede en fazla tüketilen uyuşturucu cinsidir. Esrar kullanımı diğer uyuşturucu madde kullanımına geçişte bir köprü oluşturuyor. Esrardan sonra gençler eroin kullanmaya başlıyor. Bir süre sonra hap almaya başlıyorlar. Bu halka böyle sürüp gidiyor. Gencecik beyinler göz göre göre uyuşturucuya kurban ediliyor. Eğer bu çocuklar bizim geleceğimiz ise geleceğimizin uyuşturulmasına, zehirlenmesine müsaade etmemeliyiz.

Bu çocukları kurtarmak için ilçemizde büyük bir seferberlik başlatmalıyız. Dernekler, vakıflar, Belediye, Milli Eğitim, Kaymakamlık, Emniyet, Müftülük, muhtarlar, vicdan sahibi, duyarlı tüm vatandaşlar bu konuda birlik olup harekete geçmeli. Özellikle uyuşturucuyla mücadelede samimi davranan bir iktidar varken bu yapılmalı. Son sekiz yıl içinde tüm Türkiyede uyuşturucuyla mücadelede önemli mesafeler alınmış durumda. 2008 yılında Avrupa’da tahmini 56 bin 600 eroin yakalaması gerçekleşmiş, bu yakalamalar neticesinde 23 ton eroin ele geçirilmiş. Oysa sadece Türkiyede aynı yıl içinde 15 ton uyuşturucu yakalanmış. Türkiyede 2003 ile 2008 yılları arasında uyuşturucuya vurulan darbe tüm Avrupa ülkelerini geride bırakmış durumda. Eskiden göz yumulan uyuşturucu ticaretine artık göz yumulmuyor. Eskiden insanların bilinçli bir şekilde zehirlenmesine müsaade eden zihniyet artık yok. Bu büyük bir başarıdır. Fakat bu başarının ilçemize de yansıması gerekiyor. İlçemize de yansıması için yukarıda saydığım kurumların harekete geçmesi gerekiyor. Bu iş sadece Emniyetin çocukları yakalayıp hapse atmasıyla çözülmez. Uyuşturucu tacirlerinin elindeki ürünleri yakalamakla da çözülmez. Burada herkese ayrı ayrı vazifeler düşüyor.

Her geçen gün sayıları artan bu gençlerin kurtarılması için onların aileleriyle irtibata geçilmeli. Birçoğunun ailesi çocuklarının uyuşturucu madde kullandığını biliyor; ancak onlar da çaresizlikten ne yapacağını bilmiyor. Gençlerin çoğu da bulaştıkları illetin farkındalar. Ama hiçbiri, yurdum insanının belirgin özelliği olan gurur meselesi yüzünden, kimseden tedavi talep etmez. Hiçbiri, ölse de, kimseden yardım istemez. Şu ana kadar ilçemizde, operasyonel faaliyetler dışında, uyuşturucuyla mücadele etmek için etkin bir çalışma yapılmadı. Uyuşturucu illetine bulaşan gençlerin rehabilite edilmesi için hiçbir girişim başlatılmadı. Bazı kurumların kendince çalışmaları olabilir. Ancak böyle ciddi bir konuda ciddi çalışmalar yapılması gerektiği kanaatindeyim. O çocukların aileleri bu konuda cesaretlendirilmeli ve çocuklarının tedavileri için onlardan yararlanılmalı. Bu konuda uzman insanlardan yardım alınmalı. Yapılacak çok şey var. Yeter ki bu çocuklar için birileri harekete geçsin.

Geçen yazımda Gençteki uyuşturucu belasına dikkat çekmek için ilçedeki okullardan birinde geçmişte yaşanan bir olaydan söz etmiştim. Sağ olsun Cumhuriyet Savcılığı derhal harekete geçmiş ve konu hakkında soruşturma başlatmış. Anlattığım olayda adı geçen okul müdürü olayı kabul etmedi ve kesinlikle böyle bir şeyin yaşanmadığını söyledi. Aslında kendisi de Gençteki bu illetin farkında olan ve bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğini bilen biridir. Bazı çekinceleri olabilir, Genç gibi küçük bir ilçede böyle olayların üstünün kapatılması gerektiğini de düşünebilir. Bu olayın kendisine zarar verebileceğini de düşünebilir. Bu yüzden savcıya yardımcı olup çok faydalı bir iş yapmak yerine inkâr etmeyi seçebilir. Okul müdürü rahat olsun. Kimse onu hiçbir konuda suçlamıyor. Ancak savcılığa yardımcı olup birkaç yavrumuzun kurtulmasına vesile olursa Genç halkı ona minnettar kalır. Onda bu cesaretin olduğuna inanıyorum. Zaten savcılığın açtığı soruşturma da okul müdürüne yönelik değil, ilçedeki uyuşturucu illetine karşıdır.




YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Genç Gazetesi, Genç Haber Sitesi, Bingöl Genç ilçesi Haber sitesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Devletin değişen yüzü rahatsızlık veriyor3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Devletin değişen yüzü rahatsızlık veriyor Devletin, Doğu ve Güneydoğudaki yüzünün değiştiği bir hakikat olarak önümüzde duruyor. Bu hakikatin neticesinde ortaya çıkan tablo karşısında iki çeşit tepki
Bingölün ilk milletvekili3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Bingölün ilk milletvekili TBMMnin kuruluşunun doksan birinci yılı kutlamalarıyla yirmi üçüncü dönem milletvekilliği seçimlerinin arefesi denk geldi. Bu vesileyle, TBMM ve Bingölün temsiliyeti noktasın
Deprem3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Deprem Bingölün bir türlü yenilenemeyen terminalinde otobüs bekliyordum. Tarih 30 Nisan 2003tü. İstanbula gidecektim ama elimde Ankara bileti vardı. İstanbula giden otobüslerde yer kalmamıştı. Aktarma
Genç belediyesine eleştiri ve öneriler3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Genç belediyesine eleştiri ve öneriler Ülkemizde bilindiği gibi illerin ve ilçelerin yönetimlerinde en yetkili makamlar Valilik ve Kaymakamlık. Protokolde belediyeler onlardan sonra gelirler. Oysa ill
Zaza Dili Sempozyumu ve Kurdi-Der3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Zaza Dili Sempozyumu ve Kurdi-Der Bu hafta dünyanın ilk ve tek Zazaca Sempozyumunda konuşulanlar hakkında yazacaktım. Fakat son anda kararımı değiştirdim. Belki duymayanlarımız vardır hatırlatmakta fa
Tüm Yazıları