Mehmet Güner
Mehmet Güner

Muşlular kadar olamadık!

Muşlular kadar olamadık! Halk adına eleştiri yapmayı biliyorsak elbette halk adına takdir etmesini de bilmemiz gerekiyor. İnsanımız yararına yapılması gereken bir şeyler varsa ve yapılmıyorsa bunu hal

3 Kasım 2013 Saat: 18:48
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 2.272 kez okunmuştur

Muşlular kadar olamadık!

Halk adına eleştiri yapmayı biliyorsak elbette halk adına takdir etmesini de bilmemiz gerekiyor. İnsanımız yararına yapılması gereken bir şeyler varsa ve yapılmıyorsa bunu halk adına dillendirmek boynumuzun borcudur. Yine insanımız yararına yapılan bir şey varsa onu da görmek, katkısı olanları takdir etmek aynı şekilde boynumuzun borcudur.

Bildiğiniz gibi uzun zaman önce ünlü bir süt markası Bingöle yatırım yapacağını açıklamıştı. Bu açıklama Bingölde büyük bir yankı uyandırmıştı. Açıklamayı ilk duyduğumda çok sevinmiştim ancak yine de şüpheyle karşılamıştım. Yıllarca ihmal edilmiş bir bölgeye böylesine ünlü bir süt markasının büyük bir yatırım yapma kararı almasını doğrusu pek inandırıcı bulmamıştım. Hâlâ tam olarak inandığımı söyleyemem. Ancak, geçenlerde Bingöl valisiyle birlikte yatırım için uygun arazi bakmaya çalışan bir ekibi görünce biraz da olsun tatmin oldum. Büyük bir fabrika açılacakmış. İlk etapta 500 kişi istihdam edilecek. Daha sonra peyderpey bu sayı artırılacak. Birkaç yıl içinde bu sayı 1200’ü bulacak. Bu, ilimiz için son derece sevindirici bir gelişme. Böyle bir yatırımın ilimize gelmesinde emeği geçenleri şimdiden tüm samimiyetimle kutluyorum.

Kocaeli için, Eskişehir, Bursa için, Denizli için, Afyon için, Balıkesir, Kayseri için fazlalık olan böyle bir fabrika Bingöl için hayati önem taşıyor. Sözünü ettiğim illerde halk artık fabrika istemiyor. "Yeter" diyor. "Fabrika istemiyoruz. Arazilerimizi kirletiyorsunuz" diyor. Hatta geçenlerde Kocaeli’nde yapılması planlanan yeni organize sanayiye karşı köylüler ayaklanmıştı. Ancak küçücük bir fabrika bile, küçük şeylerle mutlu olmasını bilen insanımız için son derece önemli. Fabrikanın ilimize sağlayacağı faydalardan söz etmeme gerek bile yok. Düşünsenize, etinden, sütünden, derisinden, yeminden, yakıtından, gıdasından, işçisinin sağlayacağı katkıdan, köylüsünden kentlisine kadar... Say, sayabileceğin kadar. Bunların ne demek olduğunu az çok hepimiz tahmin ediyoruz. Burada üzerinde durmamız gereken asıl nokta, bu tür yatırımları artırmanın yollarını bulmaktır. Umarım bu, Bingöl için muhteşem bir ilk olacaktır.

Ana muhalefet partisiyle iktidar partisi arasındaki "Doğuya fabrika yapılması" tartışmasını duymuşsunuzdur. Tartışmanın ana konusu, hiç bir zaman devletin elinin uzanmadığı bölgeye neden hala fabrika yapılmadığıdır. İktidar partisi yönetime gelmeden önce tüzüğünde yazmıştı. Biz liberal bir ekonomi modelini benimsiyoruz. Yani Türkçesi, devlet fabrika yapmayacak ama fabrika açması için vatandaşa her türlü imkânı sağlayacak. Devlet, özel sektörü özendirecek. Böylece, gelişmemiş bir bölge varsa orası vatandaşın kendi çabasıyla kalkınacak. Bu ekonomi modelini savunanlara göre, devletin fabrika açması bölgenin gelişmesine değil tam tersine yerinde saymasına neden olur. Kendilerine göre haklı sebepleri de olabilir. Peki, ana muhalefet ne diyor? O da muhalefet yapmak adına "yok illaki fabrika yap" diyor. Tabi bu arada kimse dönüp de "Siz 80 yıldır neden yapmadınız?" sormuyor. Neyse burasını fazla deşmeyelim.

Devletten bölgeye fabrika yapmasını beklemek en azından bu hükümet döneminde boşunadır. O yüzden devletin, özellikle bu dönemlerde, bölgeye yönelik getirdiği ayrıcalıklardan faydalanarak yıllardır tembelleşen vatandaşın ayağa kalkması gerekiyor. Bir şeyler yapması gerekiyor. Elbette bir şeyler yapması gerekenler yıllardır aç sefil bırakılmış yoksul vatandaş değildir. Zaten onun bir şeyler yapacak gücü yok. Benim kastettiğim bu memleketin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş ve şu anda üst tabakada oturan vatandaştır. Her halükârda kesesini doldurmasını başarmış vatandaştan söz ediyorum. Hangi parti gelirse gelsin yine de iktidarda kalmasını bilen vatandaştan söz ediyorum. Yani, eskiden halk olan ama şimdi kendini vatandaşlar sınıfında görmeye başlayanlardan söz ediyorum. Onlara sözüm şudur: Biraz da kendi cebinizi düşünmeden yatırım yapın. Biraz da komşunuzu, köylünüzü, hemşerinizi düşünerek bir yatırım yapın. Biraz da insan olduğunuzu düşünerek, kâr amacı gütmeden yatırım yapın. Biliyorum, dev şirketleriniz yok, holdingleriniz yok. Hiç olmazsa yıllarca bu halkın sırtından kazandıklarınızı yine bu halka faydası olacak işlerde harcayın.

Bakın size bir örnek vereceğim. Başbakan Recep Tayyib Erdoğan, cumartesi günü (18 Aralık)  Muşta tam 35 tane fabrikanın açılışını yaptı. Bunlardan hiçbirini devlet yapmadı. Süt fabrikasından bisküvi fabrikasına, yem fabrikasından çimento fabrikasına tam 35 tane fabrika. Hepsi de devletin verdiği teşviklerle vatandaş eliyle yapıldı. Muş’un kendi insanları tarafından yapıldı. Oranın ekmeğini yemiş, oranın suyunu içmiş insanlar açtı o fabrikaları. O fabrikalar çalışacak. İş üretecek, aş üretecek. Devletin fabrikaları gibi küf tutmayacak. İnsanlar gidip orda yan yatmayacak; emek verecek ve karşılığını da alacak. Darısı Bingöllü iş adamlarının başına…

Bingöl’e yapılması planlanan bu önemli yatırım için umarım herhangi bir engel çıkarılmaz. Bu konuda eski Vali İrfan Balkanlıoğlu’nun gösterdiği gayreti yeni vali ve diğer yetkililerden de bekliyoruz.





YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Genç Gazetesi, Genç Haber Sitesi, Bingöl Genç ilçesi Haber sitesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Devletin değişen yüzü rahatsızlık veriyor3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Devletin değişen yüzü rahatsızlık veriyor Devletin, Doğu ve Güneydoğudaki yüzünün değiştiği bir hakikat olarak önümüzde duruyor. Bu hakikatin neticesinde ortaya çıkan tablo karşısında iki çeşit tepki
Bingölün ilk milletvekili3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Bingölün ilk milletvekili TBMMnin kuruluşunun doksan birinci yılı kutlamalarıyla yirmi üçüncü dönem milletvekilliği seçimlerinin arefesi denk geldi. Bu vesileyle, TBMM ve Bingölün temsiliyeti noktasın
Deprem3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Deprem Bingölün bir türlü yenilenemeyen terminalinde otobüs bekliyordum. Tarih 30 Nisan 2003tü. İstanbula gidecektim ama elimde Ankara bileti vardı. İstanbula giden otobüslerde yer kalmamıştı. Aktarma
Genç belediyesine eleştiri ve öneriler3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Genç belediyesine eleştiri ve öneriler Ülkemizde bilindiği gibi illerin ve ilçelerin yönetimlerinde en yetkili makamlar Valilik ve Kaymakamlık. Protokolde belediyeler onlardan sonra gelirler. Oysa ill
Zaza Dili Sempozyumu ve Kurdi-Der3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Zaza Dili Sempozyumu ve Kurdi-Der Bu hafta dünyanın ilk ve tek Zazaca Sempozyumunda konuşulanlar hakkında yazacaktım. Fakat son anda kararımı değiştirdim. Belki duymayanlarımız vardır hatırlatmakta fa
Tüm Yazıları