Rahmi Artar
Rahmi Artar

Memleketimden bir aday adayı portresi!

3 Kasım 2013 Saat: 21:05
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 6.471 kez okunmuştur

 

Gece bir türlü uyku tutmadı beni. Takım elbisemi, gömleğimi ve kravatımı bir güzel ütületip gardropa astım ve gardropun kapısını da açık bırakarak uyumaya çalıştım.

Sabah büyük bir heyecanla kalkıp ütülettiğim takımımı giydim.

Günlerdir hazırladığım ve biraz da şişirdiğim dosyam çalışma masamın üzerindeydi. Açıkçası çok uğraştım diyemem. En son 5 yıl önce yine hazırlamıştım. Bu sefer olacak ümidi içimde nedense daha çok kabarmıştı. Dosyamı bir daha inceledim eksiği, güdüğü var mı diye. Malum AK Parti her geçen seçim dönemi daha çok büyüyor ve özgeçmişime yeni yeni terimler eklemeliydim.

Her şeyi kontrol edip, arka cebimden çıkardığım tarağı da son defa saçlarıma vurduktan sonra çıktım.

Günlerdir üzerinde durduğum ve toplamaya çalıştığım gerekli başvuru evraklarımla birlikte dosyamı İlçe Başkanına takdim ettim. Adaylığımı resmen yaptım. Başvuru sırasında bazı arkadaşların "Başkanım" demeleri çok hoşuma gitti. En sevdiğim sözdür aslında. Düşünsene seni ayakta karşılıyorlar ve sana sayın başkanım diyorlar! Hayali bile çok güzel! Hele bir de adaylık için dosyamı sunduğumda gazetecilerin arka arka patlattığı flaşlar ortamın havasına daha bir hava kattı. Başvurum vatana ve millete hayırlı olsun. İşlemlerimi tamamladım.

Eeee bunu “halkım” ile kutlayıp onların da teveccühünü kazanmam lazım ama değil mi? Kalkıp bir kıraathaneye gittim. Halk arasına karışarak ilgili, bilgili ve sevecen aday olduğumu ispatlamam ve herkesin aday olduğumu bilmesi de lazım. Uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıp bir açık mekânda insanlar arasında oturdum.

Oturduğum masada bir çay geldi bana ve çaycıya 'herkese çay!’ diyerek halkın teveccühünü kazanmak için ilk adımı attım. Birkaç kişinin teşekkür etmesiyle muhabbete hızlı daldım. Ne demek ‘‘Bir çayın lafı mı olur? Belediye Başkanlığı makamında daha nice çaylar içeceğiz.’’

Bu söylemlerimden sonra anladılar aday adayı olduğumu. ‘‘Hayırlı olsun’’ dediler. Meraklı bakışları sezince ortamı biraz daha ateşlendirerek, ‘‘Bu halk gerçekten her şeye layık’’ dedim.

Oturduğum masa biraz daha kalabalıklaştı. Çok güzel! Şimdiden Başkan gibi hissettim kendimi. Size hizmet etmek için bu yola atılmış biri olarak merak ettiğiniz şeyleri buyurun sorun dedim. Masanın diğer ucunda oturan saçları jöleli, hafif kirli sakallı bir genç sözü aldı.

‘‘Başkanım! En son ne zaman gelip; sabah kahvaltı yaptıktan sonra evden çıkan ve akşama kadar burada oturan, karnını içtikleri çayla yanında da meze olarak kullandıkları sigara ile dolduran ve daha sonra ceplerinde kalan son 3 lira ile iki ekmek alıp eve giden vatandaşlarla oturdunuz?

Hewaxxx! Bu genç ne diyor?

Yeminle çok utandım. Ama cevap vermem lazım. Utandığımı belli ettirmeden kendimi haklı çıkaracak ve tam bir siyaset dili kullanarak yalan söylemenin zamanı geldi diyerek sözlerime başladım. ‘‘Biz burada olmasak ta gönlümüz her zaman sizlerle. Hepimiz bazen evimize ekmek götüremez anları yaşamışızdır ve bunlar hayatımızda derin yankı uyandırmıştır. Ondan dolayı ben de bahse konu kişilerden farklı değilim. Sizden biriyim.’’

Bu söylemlerim kalabalığı tatmin etmemişti. Bunu rahatlıkla sezebilmiştim. Siyasi ağzımı daha etkili kılarak tatlı yalanlarla demagojiye devam etmeliydim.

‘‘İnanın ki aday adaylığı başvurusu için gerekli parayı bile bir arkadaşımdan borç edindim. Yoksulluk bu halkın gerçek yüzü ve seçilirsem bunun önüne geçeceğim.’’

Dedim ve biraz da olsa halktan biri görünme gayretinde bulundum.

 

Ben sözümü bitirir bitirmez çayını yudumladıktan sonra sigarasından da bir nefes alan kır saçlı bir amca aldı sözü.

"Başqanım şimdi siz de bilersınız, memleketimizde işsizlik ve yoksulluk hat safhada. Seçimden seçime aklınıza geliyoruz. Yazın inşaatlarda çalışıyoruz kışın da kahve köşelerinde oturuyoruz. Köylerimizi yaktılar bizi şehirlere gönderdiler. Köye dönüş için para verdiler ev yaptık ama hayvan alamadık, tarla ekemedik. Şehirlerde iş yok, güç yok. Çocuklarımızın çoğu cezaevinde. Bu gençlerimizin kurtarılması lazım. Bu anlamda nasıl projeleriniz var? Kendinize güveniyor musunuz?’’

Olmadı şimdi bu. Söze ‘‘siz de biliyorsunuz’’ diye girdiğine göre bilmeme lüksüm yok. Çocuklar ne zaman cezaevlerine girdiler? Bu halk bu kadar fakir mi? Ama ben herkesi zengin biliyordum. Şimdi bu masada kimse elini cebine atamayacak mı? Çay paralarının hepsini ben mi vereceğim? Neyse ben cevap vermeye bakayım.

Gerçekten çok önemli konulara değindiniz.

"Toplumun geneli açısından çok önemli bir soru. Tabi ki projelerimiz var. Biz proje insanıyız. Gençlerimize kitap dağıtacağız. Kitap okuyacaklar. Onları eğitime teşvik edeceğiz, okul okuyacaklar. Belediye olarak bütün paramızı ihaleler için ayıracağız. Müteahhitlerimiz ihalelerimize girip bol bol iş alsın siz değerli vatandaşlarımız da bu işlerde çalışsın. Size buğday vereceğiz, arpa vereceğiz, götürüp köylerinizde ekiniz. Gerekirse orman müdürlüğünden rica ederiz size ağaç ta versinler. Yeter ki siz kalkının, memleketimiz kalkınsın, köylerimiz boşaltıldığı gibi doldurulsun. Yeter ki gençlerimiz cezaevlerine girmesin.’’

Bu konuşmalarımı herkes pür dikkat dinledi. Eeee ben de fena konuşmadım hani. Bol bol proje söyledim, kepçe kepçe vaat dağıttım.

 

Konuşmalarım çok güzel olduğundandır ya da projelerim çok hoşlarına gittiklerindendir ki muhabbet devam etmeye başladı.

Hemen yanı başımda oturan çelimsiz, dışarıdan bakılınca cahil görünümlü bir genç aldı sözü.

‘‘Ben de bir şeyler sormak istiyorum. Aday adayı olduğunuz parti iktidar partisi ve gücünü sonuna kadar kullanabileceğiniz bir parti. Bu bağlamda seçildiğinizde zaman bir adım önde olacaksınız. Hayata geçireceğiniz projeler ile gerçekten bu memleketin kaderini değiştirebilirsiniz. Sosyal belediyecilik anlamında adımlar atabilir, halk meclisi kurabilir, ekonomik kalkınmalar için istihdam alanları da oluşturabilirsiniz. Çünkü arkanızda koca bir iktidar var. Artık güvenlik sorunu da yok denecek kadar az. Bu gibi bahanelerinde ortadan kalkacağı bir dönem bizi bekliyor ve ciddi yatırımların gelmesi için ön ayak olabilirsiniz. Biraz da sosyal ve ekonomik özelliği ön plana çıkacak projelerinizden bahseder misiniz?’’

"Yahu ben nerden bileyim?" diyemedim. Attım içime. “Eee şey! Çok önemli konulara değindiniz. Ben bu söyledikleriniz hepsini biliyorum zaten. Hele bir o gün gelsin bakarız çaresine. Parayı tek başımıza yiyecek değiliz ya illaki halkla da paylaşacağız. Paylaşımcı insanlar olacağız. Gerekirse zekâtımızı bile dağıtacağız. İçimizde Allah korkusu var. Muhafazakâr insanlarız. Yoksa ne işimiz olur AK Parti’de.

Soruların ardı arkası kesilmeyecek ve bu soruların hiçbiri de bana göre değil. Daha fazla oturmadan kalkmalıydım. Niye bu soruları dinleyip cevaplıyorum ki. Benim yerim garanti zaten. Ankara’dan haber geldi, adaylığı bana verecekler ha bir de oradaki bürokratlarımız da beni önermiştir kessin. Malum adaylarımızı artık 3-5 bürokrat belirliyor.

Elimi cebime atarak aradan çektiğim 50 lirayı çaycıya uzattım üstü kalsın diyerek masadan kalktım.

Bir an için kendimi fakir ve sıradan hissettim. En iyisi ben burayı bırakarak Ankara’ya kulis yapmaya gideyim. Adaylığım kesinleşsin yine gelirim. Bir 50 lira da ne oluyor on 50 lira size feda olsun.

Kalın sağlıcakla..

Not: Yazının bir bölümü Özgür Amed’den uyarlamadır.

YORUMLAR

 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya 1 yorum yapılmıştır
mehmet 03.11.2013 23:27
yazini okudum duygulandim ama bu halk halen uyanmadiya buyuklerimiz halen uykudalar budan sonrakiler uyanirlar insallah sizingibi arkadaslar sayesinde ben bu yaziyi rusyadan yaziyorum el kapisin eksi 30 derce soguk havada benim isim ne burda sorasaniz bende o koyu yanmislardan biriyim giden yerine tabiki gelmez ama yeter diyelim artik uyanin uyanin diyelim her allahu ekber diyenin pesinden gitmiyelim ellahamdulla biz de muslumaniz ama bize is lazim as lazim,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
 

Genç Gazetesi, Genç Haber Sitesi, Bingöl Genç ilçesi Haber sitesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

BİLMEYEN BİR DAL MERCİMEK SANIR!7 Aralık 2014 Saat: 21:28
“Köyün toprak zengini olan Mehmet Efendi o yıl tarlasına mercimek eker.
Mehmet Efendi, tarladaki işlerin azaldığı bir gün resmi daireler ve bankalardaki işlerini halletmek için şehir merkezine gitmeye karar verir.
8 buçuk yılın ardından…3 Kasım 2013 Saat: 18:48
8 buçuk yılın ardından…
Azizim siz hala ötekileştiremediklerimizden misiniz?3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Azizim siz hala ötekileştiremediklerimizden misiniz? Maho Ağa der ki: - Köpek delikanlı hayvandır, kediye su bilem vermem, bir de Hacı Hasan var ki o lavuk acından geberse zekat vermem. Ben diyem de b
Ramazanda Devlet Daireleri3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Ramazanda Devlet Daireleri Oruç, herkesin başında. Tuttun yahut keyfinin pek ala da kahyasına göre tutamadın olacak. Bir gerçek var ki bazılarımız bazılarımızdan orucu daha ziyadesiyle tutacak. Elimde
Sıradaki gelsin!3 Kasım 2013 Saat: 18:48
Sıradaki gelsin! Nedir bu Gençin hali? Benim güzel İlçemde (sanırım yakında bu sözüde söyleyemeyeceğiz, o yüzden bol bol kullanayım) hergün yeni bir stresle güne başlıyoruz. Metruk bir yapı içinde ins
Tüm Yazıları